Çamlıca Kulesi’nin geride kalan beş yılda elde ettiği başarıları, öne çıkan özelliklerini ve gelecek vizyonunu Kule AŞ Genel Müdürü İbrahim Erdoğan ile konuştuk.
Kısaca sizi tanımak isteriz
1972 yılında Rize’de doğdum. İlk ve orta öğrenimimi, lise eğitimimin bir bölümünü Rize’de tamamladıktan sonra üniversite eğitimi için İstanbul’a geldim. Aynı dönemde mesleğim olan gazeteciliğe adım attım. Televizyon gazeteciliği kariyerime 1990’lı yıllarda TRT’de başladım. Muhabirlikten editörlüğe, istihbarat şefliğinden haber müdürlüğüne, haber daire başkanlığından genel yayın yönetmenliğine kadar medya sektörünün farklı kademelerinde görev yaptım. Yaklaşık 30 yıllık meslek hayatım boyunca dünyanın birçok ülkesinde bulundum. Özellikle 1991-2000 yılları arasında Afganistan, Filistin, Çeçenistan, Bosna Hersek, Arnavutluk ve Kosova’da savaş muhabiri olarak görev yaparak önemli deneyimler kazandım. Beş yıldır sorunsuz bir şekilde hizmet veren Çamlıca Kulesi’nde, yeni teknolojileri sistemimize entegre ederek hem yayıncılık altyapısını güçlendirmeye hem de geleceğin iletişim ihtiyaçlarına cevap verecek çözümler üretmeye devam ediyoruz.
İstanbul’daki yayınların hiçbir aksama yaşanmadan, “dünyaya örnek olacak seviyede” sürdürülebilmesi için arka planda ne tür çalışmalar yapılmaktadır?
Yayıncı kuruluş tarafında uzun yıllar çalıştığımız için beklentiler ve yayın kalitesi ile ilgili hassasiyetleri ve İstanbul’da yayınların aksamamasıyla ilgili hassasiyeti buradaki işimizi biraz daha titiz yapmamızı sağlıyor. Bu kolay bir şey değil. Bu kulenin yapılması zaten İstanbul’daki Çamlıca’nın iki tepesindeki var olan 50’ye yakın anten direğinin kaldırılarak görüntü kirliliklerinden kurtarıp tek bir merkezde toplanmasını amaçlamıştı. Bünyemizde yüzlerce mühendis çalıştırıyoruz. 350 metrede anten tamir etmek, verici yerleştirmek ve bunların hepsini kullanabilmek dikkat edilmesi gereken bir iş. Tüm çalışma arkadaşlarımıza sizlerin vesilesiyle teşekkür ediyorum. 400 metreye yakın mesafede anten direklerinde çalışmak hiç kolay değil.
Gerek T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın gerekse PTT AŞ’nin bu konudaki hassasiyetleri ve destekleri bizler için çok önemli. Yayınlarda aksama olmaması adına çok ciddi altyapı yatırımları yapmaya devam ediyoruz. Yayın kalitesi açısından dünyaya örnek olabilecek seviyeyi korumaya çalışıyoruz.
Türkiye’de yayıncılık altyapısına duyulan ihtiyaç Kule AŞ’nin kuruluşunu nasıl şekillendirdi?
Türkiye’de özel yayıncılığın gelişmesiyle birlikte yayın altyapısına olan ihtiyaç da hızla arttı. Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren radyo ve televizyon kuruluşlarının sayısındaki artış, verici tesislerinin plansız ve dağınık şekilde çoğalmasına neden oldu. İstanbul’da yayıncılığın merkezi hâline gelen Çamlıca bölgesinde çok sayıda kule ve verici kurulurken, bu durum hem frekans yönetimi hem de şehircilik açısından çeşitli sorunları beraberinde getirdi.
Bu süreç; yayın altyapısının daha planlı, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayacak yeni bir modele olan ihtiyacı ortaya çıkardı. Kule AŞ de tam olarak bu ihtiyacın sonucu olarak; yayıncılık altyapısını modern standartlara taşıyan, ortak kullanım esasına dayalı sistemler geliştiren ve sektöre uzun vadeli çözümler sunan bir kurum olarak konumlandı.
Çamlıca Kulesi’nin ziyaretçi deneyimi açısından öne çıkan yönleri nelerdir?
Çamlıca Kulesi, yayıncılık fonksiyonunun ötesinde İstanbul’un önemli turizm destinasyonlarından biri hâline gelmiştir. Avrupa’nın en yüksek, dünyanın ise en yüksek 15. televizyon ve radyo kulesi olarak ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunmaktadır.
Seyir teraslarından İstanbul’un tarihi yarımadası, İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve iki kıta aynı anda izlenebilmektedir. Restoran ve kafe alanları da bu deneyimi tamamlayan önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Kulemiz açıldığı günden bu yana 2,8 milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırlamıştır. Yerli ziyaretçilerin yanı sıra çok sayıda yabancı turist de kuleyi ziyaret etmektedir. Bu yönüyle Çamlıca Kulesi yalnızca bir yayın tesisi değil, İstanbul’un uluslararası tanıtımına katkı sağlayan önemli bir cazibe merkezidir.
Kule AŞ’nin gelecek vizyonu ve hedefleri hakkında neler söylersiniz?
Kule AŞ olarak hedefimiz, Türkiye’nin yayıncılık ve haberleşme altyapısında güvenilir, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üreten öncü kurumlardan biri olmaya devam etmektir. Önümüzdeki dönemde yayıncılık alanındaki tecrübemizi dijital iletişim teknolojileri, afet haberleşmesi, akıllı ulaşım sistemleri ve yeni nesil yayıncılık uygulamalarıyla daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Bunun yanında ortak yayın altyapısı modelini farklı şehirlerde yaygınlaştırarak daha verimli ve çevreci çözümler geliştirmeyi amaçlıyoruz.
Çamlıca Kulesi ile elde ettiğimiz deneyimin turizm, şehir markalaşması ve teknoloji alanlarında oluşturduğu değeri de önemsiyoruz. Gelecekte de yalnızca yayıncılık altyapısı kuran değil; şehirlerine değer katan, teknolojiyi toplum yararına kullanan ve ülkemizin dijital dönüşümüne katkı sağlayan projeler üretmeye devam edeceğiz.
29 Mayıs’ta Çamlıca Kulesi’nin 5. yılını kutladınız. 5. yıl vesilesiyle okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Kule AŞ’nin temel görevi yayınları tek merkezde toplayarak daha sağlıklı ve verimli bir yayıncılık altyapısı oluşturmaktır. Çamlıca Kulesi ile birlikte İstanbul genelinde dağınık hâlde bulunan çok sayıdaki anten direği kaldırıldı. Böylece şehir siluetindeki görüntü kirliliği ortadan kaldırılırken, frekans ve radyasyon yoğunluğunun kontrol altına alınmasına da önemli katkı sağlandı. Kulemiz, bu alanları özel hava bariyeri sistemiyle elektromanyetik enerjinin belirlenen sınırlar içerisinde tutulması ve aşağı seviyelere ulaşmasının önlenmesini sağladı. Bu yönüyle Çamlıca Kulesi yalnızca bir yayıncılık projesi değil, aynı zamanda çevreye ve şehir yaşamına değer katan önemli bir teknoloji yatırımıdır.
Beşinci yılını geride bırakan Çamlıca Kulesi, bugün hem Türkiye’nin yayıncılık alanındaki dönüşümünün sembollerinden biri hem de İstanbul’un önemli cazibe merkezlerinden biri konumundadır. Ülkemizin dört bir yanından gelen vatandaşlarımızı ve misafirlerimizi, İstanbul’u farklı bir açıdan deneyimleyebilecekleri bu eşsiz eseri ziyaret etmeye davet ediyorum.